Metropol Dışı Ramazan-1

Paz, Eyl 13, 2009

Hû’ya Gider

Adam gibi adamlardan Haşmet Babaoğlu “Metropolde oruç tutulur mu?” diye soruyor köşesinde. Metropolllerin insanı törpüleyen yönlerine göndermede bulunuyor. Metropol olmasa da şişirilmiş bir büyükşehir’de  yaşıyor olmanın heyecanıyla tekrar bakıyorum ramazana. Allah’a hamd etmem için binlerce sebep var. Burada hâlâ oruç tutan insanlara saygı söz konusu. Aleni “oruçsuzluk” dil de dahi çok az. Şehrin gürültüsüne karışmazsanız oruç daha bir berrak, daha bir mümbit…

Sudeys ile kıraat ediyoruz. Her kıraatın ardından “meal” ile Allah ne buyuruyor, biz kullarına ne diyor diye can kesiliyoruz. Malayani işlerden uzak durdukça oruç yakınlaşıyor. İftar sonrası gaflet galebe çalmasın için az yiyip çay aralarında teravihe koşuyoruz. Koşuyoruz dedikse fiili manada değil efendiler. Koşacak nefes nerede bizde? Allah’tan hoca efendi genç olmasına rağmen bir bakıveriyor cemaate, ekseriya yaşlılar, düşük viteste kıldırıyor namazı. İhtiyarların vaziyeti aleme beyan olduğundan “gaza bas” diyecek gençler pek çıkmıyor. Cemaat dedimse koskoca camiide minnacık iki saf. Hoş sair günlere bakarak bu dahi yeter, şükürler olsun diye secdeye kapanasımız geliyor da kimseler çakmasın manzarayı diye susup susup iç geçiriyoruz.

Bakın bunu demezsem çatlarım:

Bu muhteşem iki saf cemaat öyle ki dostlar, teravih nihayetinde salatu selam getirip vitire kalkılacak bir nefeslik dua ve istirahat anında dahi cümleten söyleyemiyorlar. Kimi önden gidiyor kimi arkadan geliyor ve asla bir diğerine kulak vermek, eşlik etmek düşünülmüyor. Onlar okuyor ben gülüyorum. Keyiflendikçe ben de başlıyorum ayrı bir güzergahtan: Allahumme salli ala seyyidina muhammedin…

Teravih sonrası yüreklerimizde sevinç çaylarımızı tekrar karıştırırken Haşmet Babaoğlu’nu anlayabilmenin yaşadığımız mekan itibariyle ne kadar zor olduğunu fark edip bir kez daha hamd ediyoruz.

2 Responses to “Metropol Dışı Ramazan-1”

  1. zenan sude Diyor ki:

    Tutulmaz mı? hem de en haşmetlisinden… Allah’a hamd etmek için binlerce sebep mi? Bence Şükür Secdesine kapanmalı hatta bir ay kalkmamalısınız…

    Bizim şehirde kimi insanlar, oruç tutmadıklarını özellikle gözünüze sokmak isterler /Kimi insanlar da bu eyleme bir anlam veremezler…Kimi insanlar müthiş bir huzurla oruçlarını tutmaya devam ederler / Kimileri de bu ay gelip geçsin diye dua ederler…Bu liste böööyle uzar gider…

    Gelelim sizin şehre…
    İhtiyarlar heyetine bayıldım,imamın vites küçültmesine ayrıca. (heyet diyesim geldi ne bileyim işte)
    yazıyı mı? şahane buldum…

    Son Söz:Babaoğlu’nu çok iyi anlıyorum ve şükrediyorum Allah’a,bana oruç tutmayı nasip ettiği için…

    İlk Not:Burası iyi oldu valla….Kendimi bütün meslektaşlarını atlatan bir gazeteci gibi hissediyorum. Bir ara röportaj yapmak isterim sizinle haberiniz olaa…Yok, Sayha’nın Reisi Cumhur’u olarak değil, “Köşe Dışı Yazarı” olarak…

    Sanki içimden bir ses bana “Zenan, buraya da sızmak istiyor” dedi… Haşaa! O sesi hemen boğdum hemde kendi yayının kirişiyleee…

    Cevapla

  2. Kâni Çınar Diyor ki:

    (Ferman padişahın. Dağlar da o’nun. Boynumuz daim kıldan ince. Ne diyelim efendim)

    Der gibi göründüğüme bakmayın. Vaziyete bakarız, Sezai Karakoç‘tan müsaade isteriz, Öyle foto, röportaj filan ters bize. İsmet Özel gibi “dağlar başı duman” cevaplar da verirsek ve kusura bakılmazsa “açılım” çerçevesinde sızmalara ve deşifrelere müsaade edebiliriz.

    Selamlar.

    Cevapla


Yorum Yaz