Metropol Dışı Ramazan-2

Sal, Eyl 15, 2009

Susku

Teravih sonrası yüreklerimizde sevinç çaylarımızı tekrar karıştırırken Haşmet Babaoğlu’nu anlayabilmenin yaşadığımız mekan itibariyle ne kadar zor olduğunu fark edip bir kez daha hamd ediyoruz.

Burada kalmıştık Haşmet Babaoğlu’nun yazısı üzerinden giriştiğimiz durum tespitine. Devam edelim:

Teravih sonrası güze dönüş hazırlığındaki mevsimin geçen yağmurlar gibi sürprizi yoksa çaylar hâlâ balkonlarda içilebilmektedir. Silah zoru veya türlü tehdit ya da şantajlarla “teravih“e götürülen çocuklara dönüşte belli müsamaha tanınır, televizyon kumandası  ile aşağı yukarı turlamalarına ses çıkarılmaz ve lakin günlük adet üzerine Hilâl Tv‘de Harameyn’den görüntüsü ile Teravih başlayınca illa ve illa açılır; mutfağa, balkona, salona nida edilerek “başladı” çığlığı uçurulur. Herkes ekran karşısında kendi nasibini alır: Hanım, bugün daha kalabalık der, dün veya önceki günlerle kıyaslayarak. Çocuklar, altta yazan ingilizceleri okumaya çalışarak bildikleri bir kelimenin gelip karşılığını telaffuz etmenin çabasına dalarlar. Bize de düşen tavaf ve kalbin vuruşudur.

Belli bir yayın süresi gözetmeksizn bazen yarım saat bazen 10 dakika gönül iklimimize Harameyn görüntüleri akar, akar, akar… Bitince az da olsa mahzunlaşır gönül lakin dil yetişir imdada: “Buna da şükür…”

Tekmiline birden şükür… Çok şükür. Daim şükür. Şükür ihtivasınca şükür.

Yorum Yaz