Musa’yı da an

Pts, Tem 16, 2012

Ya Sabır

Musa AS,
Allah’ın seçkin kullarından bir Nebi. Çocukluğu, gençliği, yaşlılığı ile bizim her vaktimize, her halimize muşahhas örnek.

Rahman buyuruyor:
(Resûlüm!) Kitap’ta Musa’yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi. (Meryem Sûresi 51. Ayet)

An.
Kur’an’ın bir isteğine daha uy. Nasıl biliyorsan öyle, nasıl hissediyorsan şimdi.
Musa’yı da an.
O şeref sahibi bir nebi.
O, sımsıkı yanımız.

Buharî, onun ölümü ile ilgili olarak şunları rivayet ediyor:

“Ölüm meleği geldiğinde, Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktı. Canın almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardı. Sonra: “Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmek istemiyor” diye tazarru eyledi.

Allah Teala, o hali üzerinden kaldırarak, tekrar Musa’ya gönderdi: “Söyle, sayılı olmak şartıyla istediği kadar yaşasın“. Hz. Musa: “Yarabbi, sonra ne olacak?” dedi. “Öleceksin” buyuruldu. “Öyle ise ölüm şimdi gelsin” niyazında bulundu. Sonra Allah Teala’dan, kendisini bir taş atımı Beyti Makdis’e yaklaştırmasını, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi.

Ebu Hureyre (r.a) şöyle diyor: “Rasulullah (s.a.s): “Eğer ben sizinle beraber orada bulunsaydım, onun yol kenarında ve kızıl bir kum tepesinin yanında bulunan kabrini size gösterirdim” buyurdu”.

Hz. Musa ile Kehf suresi 60-82. ayetlerde anlatılanlar iyi anlaşılmalıdır:

60- Hani Musa, genç arkadaşına “Hiçbir güç beni durduramaz, ya iki denizin birleştiği yere varırım, ya da yıllarca yol yürürüm ” demişti.

61- İki denizin birleştiği yere vardıklarında yanlarındaki balığı bir kenarda unuttular, o da bir yeraltı deliğinden kayarak denize kaçtı.

69- Musa “İnşaallah, beni sabırlı bulacaksın, hiçbir konuda sana karşı gelmeyeceğim.

70- O kulumuz, Musa’ya dedi ki; “Eğer benimle birlikte geleceksen yapacağım hiçbir iş hakkında bana soru sorma, benim sana o konuda açıklama yapmamı bekle.

71- Böylece yola koyuldular. Bir süre sonra bir gemiye bindiler. O kulumuz bu gemide bir delik açtı. Musa ona, “İçindekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten çok çirkin bir iş yaptın ” dedi.

62- İki denizin birleştiği yeri geçtiklerinde Musa, genç arkadaşına, “Azığımızı getir bakalım, gerçekten bu yolculuğumuzda çok yorgun düştük” dedi.

63- Genç arkadaşı Musa’ya “Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmuştum, bana onu hatırlatmayı unutturan mutlaka şeytandır, balık şaşırtıcı bir şekilde canlanarak denize kaçtı” dedi.

64- Musa; `Bizim aradığımız da buydu zaten ” dedi. Hemen geldikleri yoldan kendi izlerini sürerek geri döndüler.

65- Orada kendisine tarafımızdan rahmet sunduğumuz ve katımızdan dolaysız biçimde ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu buldular.

66- Musa, ona “Sana öğretilen bilginin birazını bana öğreterek olgunlaşmamı sağlaman amacı ile peşinden gelebilir miyim?” dedi.

67- O kulumuz, Musa’ya dedi ki; “Sen benimle beraber olmaya katlanamazsın. ”

68- “Sebeplerini kavrayamayacağın olaylar karşısında nasıl sabrédeceksin.

72- O kulumuz Musa’ya “Ben sana, benimle beraber olmaya katlanamazsın dememiş miydim?” dedi.

73- Musa; “Unutkanlığım yüzünden beni azarlama ve bilginden yararlanma konusunda bana zorluk çıkarma” dedi.

74- Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir genç ile karşılaştılar. O kulumuz, delikanlıyı öldürdü. Musa; “Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın” dedi.

75- O kulumuz Musa`ya; “Ben sana benimle beraber olmaya katlanamazsın dememiş miydim?” dedi.

76- Musa; “Eğer sana bir daha bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme, o zaman seni mazur görürüm” dedi.

77- Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir köye vardılar. Köylüden yemek istediler, fakat ağırlanma istekleri reddedildi. Az sonra yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarla karşılaştılar. O kulumuz, eğri duvarı doğrulttu. Musa ona “Eğer isteseydin bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin” dedi.

78- O kulumuz, Musa’ya dedi ki; “Bu olay, birbirimizden ayrılmamızın sebebidir. Şimdi sana sabırla karşılayamadığın olayların nedenlerini açıklayacağım.

79- O gemi var ya, yoksul deniz işçilerinin malı idi. Onda bir kusur meydana getirmek istedim. Çünkü bu denizcileri, rastladığı her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar kovalıyordu.

80- O delikanlıya gelince, onun ana-babası mü’min kimselerdi. Onları azgınlığa ve kâfirliğe sürüklemesinden çekindik.

81- İstedik ki, Rabb’leri onlara o delikanlıdan daha temiz ve daha iyiliksever bir evlat bağışlasın.

82- O duvar var ya, o şehirde yaşayan iki yetim çocuğun malı idi ve duvarın altında bu yetimlere miras kalmış bir hazine vardı. Babaları iyi bir insandı. Rabb’in istedi ki, o yetimler, erginlik çağına erdikten sonra Rabb’lerinin bir merhameti olan hazinelerini kendi elleri ile duvarın altından çıkarsınlar. Yoksa ben bu işleri kendi kafamdan yapmadım. İşte sabırla karşılayamadığın olaylara ilişkin açıklamam budur.

Amenna ve saddakna…

Yorum Yaz