Nasıl Olurdu?

Sal, Kas 30, 2010

Derkenar

Bir yazar olsun ister miydiniz öğretmeniniz? Bir farklı adı ve yönü olsun ister miydiniz derslerinizin?
Mesela diye başlayan cümleler kursak realiteye karşı suç işlemiş, mübarek “gerçek”in ayağına basmış olur muyuz?
Varsın olsun diyerek oynatsak kalemi…
Varsın olsun diye dudaklara bir tebessüm ve idrake bir çengel bıraksak…

Buyrun öyleyse:

Mesela İsyan dersleriniz olsaydı da Nazım Hikmet ve Ali Şeriati girseydi nasıl olurdu? Mayakovski kıskanç, bir taş üzerinden ders çalsaydı…
Medeniyet dersine illa Sezai Karakoç gelseydi ve çantasını Yusuf Kaplan taşısaydı bir usta çırak zerafeti içerisinde.
Bilinç ve Şiir dersleri için muhakkak İsmet Özel arz-ı endam etse… Konuşmadan okusa şiir, beynimiz şiirleşse sonra idrak ve bilinç.
İsmail Kara gelse Tasnif derslerine… Gizli şahsiyyetlerden derkenarlara bilgi aşılasa damar yolumuza.
Kıraat ve Fikir derslerine Cemil Meriç mesela.
Heyecan olsa dersin birisi ve saf yürekle Hakan Albayrak koşsa gelse…
İsyankar Sinema için Murat Menteş.
Muhabbet derslerine Tarık Tufan şehri öteki ucundan koşarak gelse. Bekir Fuat eşlik etse “Patron” seslenişi ile.
Devrik Güzel Gazel dersine illa ve illa İskender Pala teşrif etse
Rahmet dersine Cahit Zarifoğlu ve Mustafa İslamoğlu iştirak etse.
Mustafa Kutlu buyursa gelse bize Kasaba ve Anadolu ve Nebat dersi verse.
Mimarlık ve İnşa dersine Nurettin Topçu,
Dava dersine Necip Fazıl,
Dik Bakış derslerine Bülent Akyürek,
Muvazene için Aliya İzzetbegoviç,
Temel Kelime Uçan Anlam dersine İbrahim Tenekeci,
Ön Dervişlik için Sadık Yalsızuçanlar gelse güzel olmaz mıydı?

Böylesi derslere de böylesi hocalara da can kurban olmaz mıydı a dostlar?

, ,

Yorum Yaz