Nedür ol yâre Kabûlî bu kadar izzetler

Paz, May 23, 2010

Kuyu

O nezâket  o tarâvet  o letâfet  o safâ
O zarâfet  o fesâhat  o belâgat o edâ
O riyâset  o senâbet  o saâdet  o vücûd
O adâlet  o inâbet  o sehâdet  o atâ
O meveddet  o mürüvvet  o muhabbet  o cisim
O riâyet  o himâyet  o sekâet  o vefâ
O murassa’  o mülemma’  o musanna’ o lafız
O tebessüm  o tekellüm  o terennüm  o nevâ
Nedür ol yâre Kabûlî bu kadar izzetler
O teşevvuk  o taaşşuk  o taalluk  o hevâ
– (Kabûlî Öl. 1478?)

Fatih devrinde İstanbul’a gelen İranlı şairlerden birisi olduğu biliniyor. Ne yazık kı Osmanlı tarihleri ve şuara tezkirelerinde adı geçmiyor. Hayatı ile ilgili bütün bildiklerimiz eserlerinden çıkartabildiklerimiz. Önce Amasya ve Şehzade Beyazıd’a intisab, sonra İstanbul ve Fatih’in meclisi. Ömrünün sonlarına doğru Fatih’in çevresinden uzaklaştırıldığı, çeşitli sıkıntılara düştüğü şiirlerinden anlaşılıyor.

Yukarıdaki murassa gazeli Divanında yer almıyor. Gazelin manası kadar sahip olduğu ses oyunları da dikkate değer. Kabûlî, o mısra başı redifini, her mısrada vezinle uyumlu olarak üç kez de iç redif yapar. Ayrıca ilk üç beytin uzun tef’ilelerindeki bütün kelimeler birbiriyle kafiyelidir. Diğer beyitlerde ise her mısra kendi içinde bir iç kafiyeye sahiptir. Şair, özellikle bu şiirde, birbirine paralel sıraladığı kelimelerle şiirde yapı bakımından bir paralelizm oluşturur. “O” redifiyle ortaya çıkan kısa söyleyişler ile k, m, t iç kafiyeleri, asonans ve aliterasyonlarla birlikte şiire zengin bir ritim ve âhenk katar. Kelimelerin vurgusu, son hecelerin o redifine ulanmasına engel olur. Böylece “o nezâket / o letâfet / o safâ” şeklindeki kısa söz grupları, sanki şiir “4+4+4+3” duraklı hece vezniyle yazılmış gibi, heceleri bölmeden tef’ilelerle örtüşür:

Feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün

O nezâket / o tarâvet / o letâfet / o safâ
O zarâfet / o fesâhat / o belâgat / o edâ
O riyâset / o senâbet / o saâdet / o vücûd
O adâlet / o inâbet / o sehâdet / o atâ
O meveddet / o mürüvvet / o muhabbet / o cisim
O riâyet / o himâyet / o sekâet / o vefâ
O murassa’ / o mülemma’ / o musanna’ / o lafız
O tebessüm / o tekellüm / o terennüm / o nevâ
Nedür ol yâre Kabûlî bu kadar izzetler
O teşevvuk / o taaşşuk / o taalluk / o hevâ

Şekil tamam da mânaya ne demeli? Şair onu da deyivermiş ve “Nedür ol yâre Kabûlî bu kadar izzetler” mısraı ile taacubun derin sularına zerk edivermiş kendini.

, ,

Yorum Yaz