O, O Değil

Cum, May 21, 2010

Gelişi Güzel

Eduardo Galeano üstadımız buyuruyor:

“Tüm Avrupa’yı fethetmek üzere yola çıkan Napolyon, muazzam ordusunun başında Alp Dağları’nı aştı.

Onun tablosunu Jacques Louis David yaptı.

Napolyon resimde Fransız Ordusu Başkomutanı üniformasıyla görülüyor. Yaldızlı pelerini rüzgarda ölçülü bir zarafetle dalgalanıyor. O elini kaldırarak göğü işaret ediyor. Dalgalı yeleleri ve kuyruğu kuaförden çıkmış hissi veren enerjik beyaz atı, arka ayakları üzerinde şaha kalkarak sahneyi tamamlıyor. Yerdeki kayalara Bonapart ve onun meslektaşları olan Hannibal ve Şarlmayn’ın isimleri kazınmış.

Gerçekte Napolyon askeri üniforma giymezdi. O karlı zirveleri, gözlerini bile kapatan gri renkli kalın bir kürke sarınmış halde, isimsiz kaygan kayaların üzerinde düşmeden ilerlemesini mümkün kılan kahverengi bir katırın sırtında, soğuktan titreyerek geçti.” (Aynalar 199 -200)

Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil metaforuna götürüyor böylesi bilgiler bizi. Eğri eğri değil; düz düz değil… Nasıl idrak edeceğiz durduğumuz makamdan tarihi, insanları, zaferleri, mağlubiyetleri, toprağı, yıldızları hatta aşkı?..

Çıkmaz sokak. Kapılar ve duvarlar kör. Aslında her bir kapı kırk kapıya açılıyor lakin yüzümüze karşı gelecek olan ödümüzü koparıyor, halının altına süpürüyoruz görmek istemediklerimizi.

Ne âlâ.

, ,

Yorum Yaz