O’dur O

Paz, Haz 26, 2011

Okurken

Meşrutiyetin ilanından sonra oluşan hürriyet ortamı içinde Osmanlı toplumunda peş peşe gazete ve dergiler yayınlanmaya başlar. Meşrutiyetten sonra Baha Tevfik (1881–1916) tarafından yayınlanan mizah dergilerinden en ilginci 1910 yılında yayınlanmaya başlayan “Eş şek” ismindeki haftalık mizah dergisidir. Eşek ve eşeklik konusu mizah edebiyatımızın ana maddelerinden biridir.

“Eşek” dergisinin ilk sayısı 16 Teşrinisani (Kasım) 1326 da çıkmıştır. Başında İmtiyaz Sahibi yani şimdiki “sorumlu yazı işleri müdürü dediğimiz kişiler şöyle belirtilmiştir:

“Sahibi imtiyaz: Merzifonî Müdiri mesul: Halil”

Merzifoni bilindiği gibi Merzifonlu demektir. Merzifon da cins eşekleriyle tanınmış bir yerdir.

Derginin idarehane adresi olarak da şu beyit yazılmıştır:

Babıali Caddesindedir ahır,
Numro dörttür, iş düşerse gel anır
“.

Notaya muafık her türlü anırtı kabul edilir.

İnsanlara ders-i edep verir. Sahiplerinin eşekliği tutunca neşrolunur muti mütehammil ve beynelmilel hayvan gazetesidir.”

Sermuharriri: (başyazarı) Kıbrısî Don Kişot.
Müdir-i edebî: Çimenderzade Faik.
Heyet-i tahririye (yazı kadrosu): Topal eşek, Tırnağı karıncalı eşek, Kaba kulak.

“Eşek” ismiyle bir dergi imtiyazı almak o zaman kolay olmamıştır. Sahipleri de sansür heyetinin bu isimde bir yayına müsaade etmeyeceklerini bildiklerinden bir hileye başvurmuşlardır.

Eski yazıda eşek ile gözyaşı anlamına gelen “Eşk” diye imtiyaz vermiş, sonra kelimenin üzerine bir şedde koyarak dergi “Eşşek” adı ile çıkarılmıştır.

Eşek kapış kapış satılır. İlk baskı 10.000 adettir ve hiç kalmaz. Yeniden basılır bu baskı 42.000 adete kadar çıkar. Fakat Eşek’in ömrü uzun olmaz. 16 sayı sonra kapatılınca, sahibi bu sefer (Malûm) adı ile yeni bir imtiyaz alıp “Eşek”i bir süre böyle devam ettirir.

“Malûm” un başlığında şöyle bir resim vardı: Bir masa, arkasında bir eşek… Masanın üstünden eşeğin yalnız iki uzun kulağı görünüyor.

Şüphesiz eşeği ne kadar gizlerse gizlesinler “Malûm” da “Eşek”in akıbetine uğramış birkaç sayı sonra kapatılmıştır.

“Eşek” in ilk sayısında başyazı yerine çıkan şu fıkra da ilginçtir:

“İLK ANIRTI: Gayet açık fikirli bir zat bir gün bir arkadaşına demiş ki:

—Yahu bir oğlum doğarsa ismini eşek koyacağım.
Arkadaşı cevap olarak:
-Tuhhaf!.. Dünyada bu kadar isim varken eşek ismine ne lüzum var?
O zat da cevap vermiş:
-Evet lüzum var. Çünkü bu memlekette büyük adam olmak için eşek olmaktan başka çare yok.

“Eşek” dergisinde çıkan bir manzume aynen şöyle:

“Vay mübarek yine dörtnala şitadan geldi
Gemi ağzında param parça küheylan geldi
Yık, dağıt, her ne dilersen onu yap hiç korkma
Artık alemde uğursuzlara meydan geldi!
Üç buçuk yılda dokuz ay seni ancak gördük.
Üst yanı eski devirden bile zindan geldi.”

Yorum Yaz