Ölümü Tatmak

Sal, Ağu 7, 2018

Hû’ya Gider

Hastane.
Acil ve yoğun bakım.
İlaç kokuları.
Tansiyon.
Damar yolu.
Tahlil
Tekrar yoğun bakım.
Morg…

Bir başka mekânda koyu bir ölüm.

Tepede yaz güneşi. Ellerde bembeyaz kefenler içinde “anne”, “evlad”, “eş”… Bir anda ölüme alışan bir ölüm. Derin nefeslerden derin susuşlara devrilişler, bir anda ve kendiliğinden, tuhaf bir “alışma”, saçma bir olağanlık. Sanki bir kuşun ölümü durur musallada. Mezarlık girişinde “Her can ölüm tadacaktır” buyruğu.
Mezar. Sonra mezar. Hep mezar.
Mezar başlarında ellerinde cep telefonları ile hayatı diri kılmaya çalışanlar.
Yasin.
Yere çizilen manasız çizgiler.
Yere düşmeyen gözyaşları.
“Haklarınızı helal ediniz.”
“Helal olsun.”

Alışılmış ölüm.

Belki İsmet Özel’ce.
“Gündelik sözlerimiz arasından geçecek kadar yavan…”

Başın sağ olsunlar.
Rahmetli diye başlayan kuru, ilgisiz, alakasız sözler.
Tatlı.
Börek.
Ölünün perşembesi.
İkram.
Rahmetlinin canına değsinler.
Mesai.
Dünya.
Telaşe.

Ölüm?

Yorum Yaz