Ove Adında Bir Adam

Per, Şub 2, 2017

Fildişi Kule

Öncelikle;
Bu bir film yazısı değildir. (Belki kendime uyarılar denebilecek bir yazıdır bu.)
Rükneddin’in Kalbi İçin Kehanetler şairinin facedeki şu tavsiyesi üzerine seyredilen bir filmin zatıma yansımalarıdır.
Ne demişti Kemal Sayar:

Bugün kendinize bir iyilik yapın ve bu harika İsveç filmini izleyin. A man called Ove/ Ove adında bir adam.

İkindiden gelmiştim. Elim yüzüm buz kesmişti. Tam manasıyla kışın sırtı idi hava ve kış şarkılarımız ritim değiştirir olmuştu. Dizimde bilgisayar. Bilgisayarda Kemal Sayar. Ekranda yukarıdaki resim ve tırnak içerisine aldığım sözler… Rahmetli Barış Manço’nun şarkısını terennüm edercesine, hani şöyle diyordu ya:

Bugün hava güzel dedim ki hanıma
Haydi kalk giyin de çıkalım biraz
Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor
Dalları basmış erikle kiraz…

– Ey ahali, ey kuru kalabalık (Burası Keloğlan repliği olarak telaffuz edilmiştir) toplanın , gelin bakayım, haydi, çabuk…
– Hayırdır baba?
– Hayırdır, oturun bakayım, film izleyeceğiz…
– Şey, ama, fakat…
– Höyt.
– Peki.

İşte mesele böyle çözülür efenim.

Ekrandan kayan görüntülerin hülasası şu kadarcık: “Ove, eşini, işini ve site yöneticiliğini kaybetmiş, hayatındaki kilit anlarda büyük travmalar yaşamış bir ihtiyardır. Hanımının acısının taze olması ve hayatında hiç bir yakının olmaması Ove’u daha da aksi hale getirmiştir. Düzen takıntısı yüzünden de uzun yıllar yaşadığı sitedeki komşularıyla anlaşamaz, yeni neslin yaptıklarına bir türlü alışamamaktadır. Tam bu dünyadan terk-i diyar edecekken, posta kutusunun ezilmekte olduğunu görünce, bu hazin sondan kısa bir süreliğine vazgeçer ve çoluklu çocuklu ve eşi İranlı yeni komşularıyla tanışmak zorunda kalır. Yeni komşularıyla hayatı yeni bir şekil almaya başlar.”

Eh bu kadar kuru ve monoton değil elbet. Süper kahraman takıntılı Hollywood yapımlarında göremeyeceğimiz sahneler, ince göndermeler ve daha insani bir boyut var filmde.

Daha da söz yok. İzleyin, görün.

Bana bakan kısmına gelelim filmin. Ne Saab ne Volvo takıntım yok ve fakat “araba” hassasiyetim var. İlk golü buradan yedim. Kıl adamlardan olmaya doğru seğirttiğimi fark ettim ki bu bir facia.
– Kapıyı yavaş kapat.
– Ayaklarının karını temizle.
– …

Sonrası daha vahim azizim.

Her şey yerli yerinde olacak.
Düzen takıntısı. İntiZAMM.
Kuralsızlık kural olamaz.
Derse zamanında girip zamanında çıkacaksınız…
Şu sınıfın hali nedir?
Çocuklar bahçedeki kağıtları toplayın..
Benim ayakkabı yerim.
Askılığın burası benim, niçin siz asıyorsunuz?
Yemek şu saate hazır olacak

Amaninnnnn.

Saat düzeneğinde her tarafıma yerleştirilmiş kurallar!..

Tamam kural iyidir, dünya üzerinde her şey bir kurallar dizisine bağlıdır. Mesela güneş ve ay…
Yahu mesele o değil ki…

Terlikler varsın birbirinden uzak dursun.
Kitaplar tek yön durmayabilir, bazısı sırasına itiraz etmiştir, müsamaha gösterilebilir.
Her gün aynı saatte kalkılmasa da olur.
Arabadır bu yahu, mekaniktir yani. Abartmayalım.
Elektrik sayaçları varsın bir iki hafta sonra okunsun.
Namazda saf kitap gibi durmasın, ne olur.
Sonra…

Ya, sonrası da çok lakin kelimeleri zayi etmeden ve lafı “Can çıkmadan huy çıkmaz” filan gibi beylik sözlere getirmeden aynadan sese kulak verelim:

Geniş ol kardeşim.

İyi de…

De’si yok.
Varsın beş dakika sonra olsun.
Bırak dağınık kalsın.
Şiirde dizelerin ilk harfi büyük yazılır kuralını şairler dinamitledi diye kıyamet mi koptu?
Kıyametin koptuğu yok da azizim sinirlerin koptuğu var. Ve bu kopan sinirler acayip derecede sana ait. Acayipteki y kadar münasip. Zorlama, ucunu açık bırak.
Huuuu, duyuyor musun?

Kallavi bir söz eyleyeyim de hem duyayım hem susayım:

“Kendinden kendine sefer eyle.”

, ,

Yorum Yaz