24. Eylül 2009

0 Yorum

Diz çök önünde şimdi Emîrî Efendi’nin

Ali Emiri (1857–1924): Bazı insanlar vardır doğdukları yerlerin yüz akıdırlar. Bu insanlar sadece yaşadıkları zaman değil, öldükten sonra da eserleriyle, yaptıkları güzel işlerle hayırla yad edilirler. Ali Emiri Efendi bu kapının ardına kadar açıldığı muhteşem bir ...

Devamını Oku...

23. Eylül 2009

0 Yorum

Kadri Bilinmemiş Bir Eser: Uzun Çarşının Uluları

“Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç’in “Uzun Çarşının Uluları”. Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb’i anlatıyordu ve ...
Devamını Oku...

23. Eylül 2009

0 Yorum

Gevher Nesibe Hatun

Rivayet oldur ki:

Gevher Nesibe hanım, evlilik çağına gelince, Selçuklu kumandanlarından birisi ona talip olur. Kardeşi Gıyaseddin Keyhüsrev de, Gevher Nesibe’yi isteyen kumandana, gidip bir bölgeyi fethetmesini söyler: “Emrindeki askerlerle fethi gerçekleştirir, topraklarımızı genişletirsen sana kız kardeşimi verir ve baba mirasına ortak ederim” der. Kumandan da ...

Devamını Oku...

22. Eylül 2009

0 Yorum

Taşralıyız

Lalenin 16. asırda Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ndeki büyükelçisi “Ogier Ghiseli de Busbeca” tarafından Avrupa’ya götürülerek tanıtıldığı kabul edilmektedir.

Özellikle Hollanda’da sevilen ve yeni türleri yetiştirilen lale yine bir Avusturya büyükelçisi olan Schimitt Horn tarafından Türkiye’ye getirilmiş, böylece İstanbul’da yeni bir zevk başlamıştır.

Lale Devri.

Edebiyatımızda Lale, başka ülkeden geldiği ...

Devamını Oku...

21. Eylül 2009

0 Yorum

Yazmak Mühim İştir Bayım

1. Yazmaya başlamak için, yazmaya başlamak gerekir.

2. Günübirlik olaylarla oyalanmadan yergiye, sövgüye, övgüye kulak asmadan yazmak

3. Hüsnüzan temel kaide olmalıdır.

4. Başlangıçla hüküm sıfırdır. Yaz, tamamla ve gerekirse çöpe at. Yazdıklarını atmaktan asla korkma.

5. Yazmak istiyorsan yazacaksın. Yazmak ...

Devamını Oku...

19. Eylül 2009

0 Yorum

Yüzün Rengi

Öfke.
Damarlarının kasıldığı, içinden akmakta olan kanın çekilip kuruduğu an. Gözler, zifiri karanlık. Yukarılardan taş, kaya yuvarlamak gibi. Koskoca dalgalara son savletinle vurmak, beton duvarları naçar yumruklamak gibi. Kim olursa olsun, niçin olursa olsunıeırılan yumruk, sıkılan dişler bir başka boyutudur insanın. Vurdun mu yıkarsın, sustun ...

Devamını Oku...