30. Eylül 2009

4 Yorum

daha dün söyledin

daha dün söyledin çelik zırh değil gözlerim
fabrikalardan ve çocuk çığlıkları
devşirmiyorum yüreğim katil
daha dün söyledin
sülüs değil bu korku
ay ışığında vavdır, frenk olmadı hiç
ışık ne yandan gelirse gelsin demedin
dağlarım, çabucak akıyor nehirler
bir yıldız kayıyor
bir güvercin ölüsüyüm şimdi
daha ...

Devamını Oku...

28. Eylül 2009

0 Yorum

Kinâye

maveradır yüreğim, kılcal damarlarım kör
gözevlerimde istanbul’u kül eden bir yangın
gecenin kalkanını delip geçen bu ruzigar
bu bağırtılar, kan çanağında ovulan ellerim…

ben alabildiğine me’yus kinayeyim, kasrım yok
alnımı çarptığım infazlar dürdanedir, ibrişim
öksürürken ağlarım, çağıltı nedir bilmez barbarlığım
kibrit kutularından çaldığım gülşenim…

ben alabildiğine me’yus ...

Devamını Oku...

27. Eylül 2009

0 Yorum

Ben Sonbahar

Daha yeni Ramazandı…
Bayramdı.
Huzurun elleriydi ellerimizdeki sıcaklık.

Şimdi bomboş günler gibi kalakaldı.

Nasıl hızlı akıyor zaman ve içerisinde bizler. Hızla giden trenin pencerelerinden ne kadar görülebilirse dışarısı o kadar görebiliyoruz. Bizi çalıp götüren yalnızlık kaçakları, derin kuyuların karanlıkları, dal budak salmış mavi gök özlemlerimiz…

Flu resimler. puslu gök ...

Devamını Oku...

26. Eylül 2009

0 Yorum

Yaklaşan yaklaştı

Kelimeler soğuk yaklaşıyor. Biz soğuğuz.
Kısır bir lügatın tek anlamlı izahı gibi kelimeler; seçilemeyen rüyaların kargaşası içerisinde sırıtıyor. Biz tanımsızız.
Bir kelime düştü mü gönle,
Bir kelime fışkırdı mı yerden,
Bir kelime büründü mü zırhlarını harflerden,
Yakışan olmalı ve bütün anlamlar ictimaya koşmalı. Ne çare?

Kelimleri ...

Devamını Oku...

25. Eylül 2009

0 Yorum

Bir Periveş, Bin Bela

Ülkenin baharları ile hemhâldin. Kim olduğun konusunda en ufak bir fikre sahip değildi insanlar. İstihzalı bakanlar olsa da dudakların mütebessimdi. Ve elbet umursamıyordun. Kaç yıldır, sen de unuttun, bir periveşin rüyaları ile fırlıyordun uykularından. Saltanatın sarsılıyordu. Enflasyon fırlamış, hapishaneler ayaklanmış, şehirler ve şehirliler ayağa ...

Devamını Oku...

24. Eylül 2009

0 Yorum

Diz çök önünde şimdi Emîrî Efendi’nin

Ali Emiri (1857–1924): Bazı insanlar vardır doğdukları yerlerin yüz akıdırlar. Bu insanlar sadece yaşadıkları zaman değil, öldükten sonra da eserleriyle, yaptıkları güzel işlerle hayırla yad edilirler. Ali Emiri Efendi bu kapının ardına kadar açıldığı muhteşem bir ...

Devamını Oku...

23. Eylül 2009

0 Yorum

Kadri Bilinmemiş Bir Eser: Uzun Çarşının Uluları

“Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç’in “Uzun Çarşının Uluları”. Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb’i anlatıyordu ve ...
Devamını Oku...