“Güllerin diplerine gübre verelim mi?”
“Olur. Burada kalmamış çatıdan getireyim”
“Tamam.”
Bir güle eğildi. Dünya onunla eğildi. Kokladı. Salavat getirdi gül kokulu Nebiler Nebisine. Bir başka güle yöneldi. Kokladı. İlla seher vaktinde kokardı bunlar. İlla. Penbe, kırmızı, siyah, beyaz güller… Kimisi yediveren, kimisi sarmaşık gül… Taze ...
![Kâni Çınar [Kendince] Yazıları](http://www.kanicinar.com/uploads/kanicinar_logo1.png)

Arabayı yenileyelim kocacığım kredi alalım.
“Eskiden” diyor, Dursun Gürlek ‘Ayaklı Kütüphaneler’de Babanzâde Ahmet Naim’i anlatırken: “Eskiden İstanbul kahvehanelerinin bazıları tam anlamıyla “kıraathâne” idi. Devrin şairleri, yazarları ve sanatçıları bu kıraathânelerde kitap, gazete, dergi kıraat ederler, uzun uzun sohbetlerde bulunurlar, siyasetten tarihe, aktüaliteden
asra düşen yirmi ve bir
11. Temmuz 2011
0 Yorum