Rabbim verdi mi böyle verir işte. Dallar kırılır, yer gök meyveye durur; bör – böcek yer, uçan – kaçan yer, insanlar yer; yeriz de bitiremeyiz Rabbimizin nimetlerini. Bitiremeyiz ve bu sefer başlar serzenişler, işin gücün arasında ...
Rabbim verdi mi böyle verir işte. Dallar kırılır, yer gök meyveye durur; bör – böcek yer, uçan – kaçan yer, insanlar yer; yeriz de bitiremeyiz Rabbimizin nimetlerini. Bitiremeyiz ve bu sefer başlar serzenişler, işin gücün arasında ...
7. Kasım 2010

Şimdi, orada olmak..
Orada.
Dünyanın ve kalbin merkezinde… Henüz kalabalıklaşmamış iken, henüz “daha sıcak bekleyelim” düşüncesi hakimken, henüz Kâbe’ya daha yakın ve kalbine daha yakınken. Dilinde dualar, yürekte infilak eden baharlar…
Hacerü’l Esved kokusuyla bismillah ...
5. Kasım 2010

Gecesi ayaz bir güz günü kadar karmaşık duygular içerisindeyim. Sanıyorum durmadan minareden atıyorlar beni. Ne işim vardır oysa minarede. Tamam çocukluğumda bir kez çıkmış ve aleme şöyle yukardan bir nazar sarf etmişliğim vardır ve lakin ne korku bilirdik ...
2. Kasım 2010
kor şair yüreğinden daha kızgındır hasretin
kutsanmış kelimeler mahzun matemleri andırır
dilimlenir güneş bin parçası gönlümü aydınlatır
sevgili, ismin bütün yaşananları sevdirir
bütün dünyayı mısra-ı berceste eyler ismin
bir başkasın içimde, içimde bir başkasın
geceye hasretin düşer, gül ağacında tomurcuğum
ibrahim ateşlere düşer, şiire yağmur ...
31. Ekim 2010
Arka kapak‘tan:
Tutku…
Güzellik…
Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran ...
30. Ekim 2010
Dağın ortası yukarısına uzak.
Dağın yukarısı aşağısına uzak.
Dağ dağa uzak.
Ortada kocaman vadi.
Vadi varsa yol vardır; yol zoru zora sokar.
Dağ ortası. Kehf.
Mağaraya sırtını dönmüş adam.
Bağdaş kurmuş oturuyor adam. Sırtında mağaranın gizemi.
Mağara ...
29. Ekim 2010
Elmacıktı.
Gelip elmaya kondu.
Bu bana tarifsiz dert oldu.
Bir yaprak kadar yeşile meyyal kuşcağız.
Kuvvetli bir nefesle üfürsen fersah fersah savrulacak.
Seveyim diye avucuna alsan, parmakların arasında kaybolacak.
Nefes dahi almadan kuru dal kesildim elmanın altında.
Pür telaş.
Pür güzel.
Bir “cik” dedi sese yol ...
9. Kasım 2010
0 Yorum