Parmağın Ayı İşaret Ettiği Mekan

Cts, May 21, 2011

Şehir

Hepimiz bir mekanın yerlisiyiz. Mekânlar bizle özdeşir; biz mekanlarla özdeşiriz. Bizi bir şehre yerli kılan, başka şehirlerdir. Toprak, hemşehri o zaman tedavüle çıkar. Ne yok aranan odur. Ne var, kıymetten uzak. Memleket heyecan ve hasretleri de böyledir. Bu da alışana kadar. Alışkanlık demek kopma, unutma, boş vermedir bir yönüyle. Acıya bile alışıldıktan sonra…

Şehrimizde bizi biz kılan mekânlarımız vardır. Orada bulunmak emniyet hissi verir; güvende buluruz kendimizi. Çınar gibi yaslanır, derya gibi açılırız. Tozu zorumuza gitmez; köpeği saldırmaz bize. Hangi köşeden döndüğümüzde nasıl bir yüzle burun buruna geleceğimizi biliriz. Rüzgarın yönüne, güneşin açısına, gölgenin rengina vakıfızdır. Sürekli bir değişim içindeki şehirlerin kırdığı kollar bunlardır aslında. Bir türlü yetişemediğimiz değişim ve maziden sıyrılış. Sürat çağı dokunup geçiyor.

Yabancı ve kocaman dünyada “yabancı” ve “yaban” oluşumuz cingi bir dağ aslında. Halbuki geometrik şekillerin ruhumuzu istilâ ettiği mekandır şehir: Kare, dikdörtgen, üçgen…

Modern yaftalı şehirlerde caddeler birden tükenmez; çıkmaz sokaklar yoktur, toprak damlar, dutların döküldüğü avlular, sarnıçlar, buz gibi suları çekilen kuyular, bakır helkeler, güğümler…

Yine de alışıyoruz yaşadığımız mekanlara. Otobüs saatlerini şaşırmıyor, kaldırımlarında bir önceki günden kalan ayak izlerimizi aramıyoruz. Vapur nasıl geçer, kuşlar nereye tüner, sütçü nasıl bağırır, fırınlar nasıl ekmek kokar, kargaşa nasıldır… Bunlarla hem yerlileşiyor hem ehlileşiyoruz heyhat.

Şehrin dışına çıkmaya cür’et edelim:

Kayseri ovasının etrafındaki sıradağlar, bir çok yerleşim birimine sahip. Talas, Hisarcık, Hacılar, Erkilet ve Mimarsinan… Bir zamanların beldeleri, köyleri şimdinin mahallesi, ilçesi oldu son düzenlemelerle. Düzenleme ve değişimin en hızlı ve en fazla olduğu yerleşim birimlerinden birisi Mimarsinan. İpek Yolu’nun dayanılmaz cazibesi ve etkisiyle Mimarsinan ve Kayseri arasındaki geniş araziler, evlerle, yerleşim birimleriyle doluverdi. Ne olursa olsun Kayseri’ye yani şehre nazaran Mimarsinan hâlâ bir köy. Köye ve köylüye has özelliklerini az da olsa muhafaza ediyor. Dil özelliği kendine has. Şehre yakınlığına, eğitim seviyesi ve gurbet görmüş insan sayısının çokluğuna rağmen özelliğini koruyor. Master konusu edinilmeli. hatta doktoraya dahi konu olmalı Mimarsinan’ın dili… Beldeleri belediye veya mahalle yapmakla değişimi (dil, adet, binalaşma, yeni davranışlar, farklı komşuluklar…) çok hızlı göremiyorsunuz, daha uzun zamana ihtiyaç olduğu kesin.

Mimarsinan’ın nostaljik yönü var. Orası da şehir gibi değişiyor; göğe saçma sapan uzanan vericileri barındırıyor, taş döşeli yolları 3. sınıf asfaltlarla kaplanıyor, toprak damlar hızla yerini çatılara bırakıyor, elektrik direkleri sokaklarını aydınlatıyor, köpekleri çöp konteynarları  ile uğraşıyor filan…Nostaljiye şu yönde bakabiliriz:

Halkevleri: 19 subat 1932’de Cumhuriyet rejimini ve devrimleri halka götürmek amacıyla kurulmus, 1932-1951 yılları arasındaki zaman diliminde toplumu Cumhuriyetin ortaya koymus oldugu ilkeler dogrultusunda yetistirme ve gelistirme yolunda önemli roller oynamıs olan bir kültür kurumudur. 19 şubat 1932’de 14 Halkevi’nin açılması ile baslayan gelisme, 1951’de 478 Halkevine ulasmıstır. Halkevleri, 882 sayılı ve 11 Agustos 1951 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 5830 nolu yasa ile Demokrat Parti tarafından kapatılmıstır.

Kayseri Halkevi

Kayseri Halkevi’nin 24 Haziran 1932’de törenle açılacagı haberine Kayseri Vilayet Gazetesi’nin23 23 Haziran 1932 tarihli  664 nolu nüshasında su cümleler ile yer verilmistir24:

“Kayseri Halkevi’nin açılma merasimi yarın saat on beste eski Türk Ocagı binasında yapılacaktır. Bu münasebetle makamı vilayetten bütün merkez daireleriyle devlet müesseselerine birer tezkere yazılmıs ve bilûmum devair rüesasiye memurlar ve muallimlerin hazır bulunmaları rica edilmistir. Halk Fırkası Türk milletinin tekâmül ve terakkisi için simdiye kadar takip ettigi mesâi sahalarında nasıl müspet eserler vücuda getirmis ise halk evlerini teskil ve tesis etmekle de vatanımıza çok mühim ve çok yüksek bir feyiz kapısı açmıstır. Halkevinde bilâistisna her sınıf halkımız toplanacak millî ve içtimaî bütün ihtiyaçlarımızı ortaya koyacak, feyizli neticeler elde etmege çalısacaktır. Bu evde ilmin, fennin her subesine mensup olan zevat meslek ve ihtisasları dairesinde vatana faydalı olan faaliyet sahasına atılacaklar ve bütün kudretlerini sarf edeceklerdir. Alimlerimiz, fen müntesiplerimiz, sairlerimiz, ediplerimiz, muharrirlerimiz, pedagoglarımız, muktesitlerimiz, tacirlerle sanatkarlar ve çiftçilerimiz hep bir yerde bir emel, bir gaye için çalısacaklar, vatanın ikbal ve istikbalini düsünen dimaglar nurlarını saçacaklardır. Hülasa:halkevi tarihi hayatımızda millî ve içtimaî tekamüllerimizi temin eden mühim bir amil olacaktır. Halkımızı bu mukaddes ve mukaddes emellerimiz ve gayelerimiz için davet ederiz. Bu daveti büyük bir vazife telakki ettik.”

Halkevinin faaliyet sahalarından bazıları Dil ve Edebiyat Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Gösteri Şubesi, Spor Şubesi, Köycüler şubesi… Köycüler Şubesi faaliyetlerinden, Köylerin iktisadi, sosyal, saglık ve estetik açılardan gelismesi, kentli ile köylü arasında dayanısma duygularının güçlendirilmesi ile görevli olan bu sube üyeleri, bu amaçları yerine getirebilmek üzere köylere gitmis, köylülerin ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek bu ihtiyaçlara çesitli çözümler getirmis ve temsiller, gösteriler ve konferanslar yoluyla onları bilinçlendirmeye çalısmıstır.  Tavlusun, Argıncık, Talas, Kıranardı, Gesi, Mimarsinan, Erkilet gibi Kayseri’ye yakın köylere geziler tertip edilmistir.

Eski Mimarsinan’a ait izlenimler “Yaya Köy Gezileri” tetkik notlarından şu şekilde yansıyor bizi de peşinden sürükleyerek tarih sayfalarına.

“Mimarsinan Köyü”: Kayseri Valisi Adli Bayman’ın baskanlığında 15.11.1936 Pazar günü 11’ ibayan 30’u erkek toplam 41 kişilik kafilenin Mimarsinan Köyü’ne yapmış oldugu yaya gezisinin kafilede bulanan Halkevi Müze ve Sergiler şubesi üyelerinden Etiler Ilkokulu Basöğretmeni Kazım Özdoğan tarafından kaleme alınması ile oluşan bir eserdir.

Köy Yolunda

15.11.1936 Pazar günü idi. Köy gezileri toplantı ve hareket yeri olan tan parkında bu sefer kadın, erkek kırk bir kişilik kalabalık bir kafile göze çarpıyor ve hareket saati olan dokuzu büyük bir sevinçle bekliyordu…

Şehirden çıkar çıkmaz halkevi bandosunun çaldığı milli havaların verdiği neş’e ile köme köme bulutlar arasından sızan sonbahar güneşi altında Sivas şosesini takiben ilerliyorduk. beş kilometrelik bir yol yüründükten sonra köye sapan yolun başlangıcına varıldı.
Erciyes’in kuzeye doğru uzanan kolunun garp sathı mailinde kurulan köy buradan görünüyordu. Germir köyünün güneyindeki dereden geçildikten sonra kafilemiz dik yokuşu tırmanmaya başladı.

Bu yokuş dik ve sarp olmakla beraber açılan geniş yol sarplığını ve dikliğini azaltıyordu.
Yokuşun sonunda köyün sınırına giriliyor, boz tarlalar arasından geçen dar, dönembeçli ve hafifi meyilli yol kafilemizi 1400 metre yüksekliğinde olan köye ulaştırmak için gittikçe kısalıyordu….

Köyün Coğrafi Durumu

Mimarsinan köyü, Erciyes Dağı’nın kuzey geçeye doğru uzattığı (Koramaz) dağlarının mültevi silsilelerini ana dağa birleştiren yassı tepelerin meydana getirdiği küçük ve dar bir vadinin kenarında kurulmuştur.

Vadinin iki tarafını dolduran meyve bahçeleri arasından görünen köyün manzarası şairanedir. Siyah renkli sert kayaların meydana getirdiği uçurumlu sırtların arasında kurulmuş binalar şen bir yuvayı andırıyor.

Vadinin ortasındaki yalçın kayaların üstünden küçük şelaleler halinde çağlayan tatlı su sesleri tabii nameler halinde devam etmektedir. Evlerin yapılış ve kuruluş tarzı ve mimari biçimlerinde diğer köylere nazaran oldukça bir hususiyet beliriyor.

Siyah sert kuvars taşlardan yapılmış kaldırımlarıyla merdiven basamakları gibi aşağıdan yukarıya doğru çıkıldıkça yükselen kıvrımlı bükümlü sokaklar sırtın üzerindeki geniş bir meydanlıkta nihayet bulmaktadır. 1400 metre irtifaında olan bu alan etrafını çeviren bir sıra kavak ağacı ile süslenmiştir.

Kayseri düzlüğüne hakim ve nazır olan durumu ile bu yer eski zamanlarda adeta Kayseri şehri için tabii bir rasathane olmak ödevini üzerine almış, yeni doğan ramazan ve bayram aylarını görmek için kim bilir nice gözler yıllarca bu alandan ufuklara bakmıştır.
Köyün ortasından geçen dere, vadinin iki geçesinde sıralanan köyün sokaklarını kuzey ve güney mahalle adıyla iki bölgeye ayırmış olduğu gibi sırtın üst geçesindeki yere de Harman Mahallesi denilmektedir….

Mimarsinan köyü rutubetsiz ve sağlam havası, en iyi suları, güzel manzarası, şirin bağ ve bahçeleri ile Kayseri’nin en güzel köylerinden sayılır.

En önemli nokta köy halkının sağlam vücutlu ve dinç olmasıdır. Kafilemizin doktoru Bay Behçet tarafından köydeki hastaları muayene etmek için sorduğu zaman bir tek hastanın mevcut olduğu söylenmiş ve onun da kötürüm olduğu anlaşılmıştır.

Köy halkının yüzlerinde, güneşle tunçlaşmış bir renk, lastik gibi katı birer adele vardır. İçinde tek bir zayıf ve sıskası yoktur.

Kaynak: Yaya Köy Gezileri Tetkik Notları, Seri: 3, Mimarsinan Köyü, 1937 Kayseri Vilayet Matbaası

Burada zikredilen izlenimlerin ne kadar bakiyesi kaldı bize? Kalmalı mıydı? Bir büyük muamma değil bu ve fakat özellikle yaşlılarımızda görülen geçmişe puslu gözlerle bakış benim de yakama yapıştığına göre yaş gruplandırmasında sınıf değiştirebilirim artık.

,

Yorum Yaz