Reisü’l-küttâb Emaneti

Çar, Kas 9, 2011

Şehir

Değerli araştırmacı Müjgan Cumbur bir makalesinde “Anadolu’da doğup yetişmiş, zamanla devlet işlerinde çeşitli yüksek makamlara gelmiş kimselerin doğdukları yerleri kültür müesseselerinden, kitap ve kütüphaneden mahrum bırakmamak için yaptıkları vakıflar 16. yüzyıldan başlar, 19. yüzyılın solarına kadar devam eder. Asırlar boyu süren bu ikinci akım neticesi, İstanbul’daki büyük Türk-İslâm kültürünün eserlerinden Anadolu az da olsa nasiplenmiştir. İşte bu ikinci akımla Anadolu şehirlerinde kurulan kütüphanelerin en önemlilerinden biri de Reisü’l-küttâb Mehmed Râşid Efendi’nin Kayseri’de kurduğu kütüphanedir” der.

Kayseri büyük şehir özellikleri taşımadan önce bir kaç merkezle anılırdı. Hunat Camii, Cami-i Kebir, Hacı Kılıç Camii… Cumhuriyet meydanı değildi şehrin kalbinin attığı yer. Bu camiiler ve etraflarındaki ticarethaneler, evler, bağlar bahçelerdi… Kayseri’nin Kabesi diye maruf yüzlerce yıllık mazisini yaşayan ve yansıtan Cami Kebir nefes alıp verdikçe şadırvanı boy atar, sol koluna aldığı Raşid Efendi kütüphanesi mest olur, Vezir Han’ı bahtiyardır. Yolumuz illa Cami Kebir’e düşer, illa havlusundan geçip Kiçi Kapu’ya, Kale’ye sarkar, illa taş döşeli hatıralar diyarına baktıkça yüreğin teskinliğine şahid oluruz. Camiin sırdaşı ve yoldaşı bu kütüphane kesme taştan bir yapı olup, Ulu Cami’nin duvarına bitişiktir. Üç basamaklı giriş kapısından beşik tonozlu uzun bir koridora girilmektedir. Bu koridorun sağındaki kapıdan camiye, solundaki kapıdan da okuma salonuna geçilir. Okuma salonu kare planlı olup, üzeri yuvarlak bir kasnak üzerinde merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin köşelerinde yuvarlak ağırlık kuleleri bulunmaktadır. Bu salon batı, kuzey ve güney duvarlarında ikişer, kubbe kasnağındaki dört pencere ile aydınlatılmıştır. Penceresiz olan duvara ve pencere aralarına tahta gömme dolaplar yerleştirilmiştir. Okuma salonunun kubbesi ve duvarları kalem işleri ile bezenmiştir.

Kayseri’nin aynası bu yapıyı Reisül Küttap Mehmet Raşit Efendi 1796 yılında yaptırmıştır. Raşit Efendi buradaki kitapların büyük bir kısmını kendi koleksiyonundan 925 cildi yazma, 18 cildi İbrahim Mütefferika baskısı toplam 943 kitap vermiş, ayrıca İstanbul’dan da birçok yazma kitabı buraya göndermiştir. Her kitabın baş orta ve sonunda Raşid Efendi’nin “vakafe hazel kitabe Mehemmed Raşid bin Cafer Fevzi taleben limerzatillahi Teâlâ bişartı en la yuhrace min hızânetihi gafera lehü velivalideyni 1211” ifadesini içeren kendi vakıf mührü basılıdır.

Osmanlıca çalışmalarıma mekan olan ve her açtığım kitapla uzun ve geniş yolculuklara çıkıp kitap kokusuna ulaşabildiğim nadir mekanlardan olan bu kütüphane dimdik durdukça ben de dimdik duracağım. Hayrınla bin yaşa Reisü’l-küttâb Mehmed Râşid Efendi…

Yorum Yaz