Reklamcı geldi bacı

Cum, Nis 12, 2013

Şehir

Kapitalizm insani bir tabanda durmadığı için her nesneyi olduğu gibi insanı da “meta” halinde görüyor. Bu sebeple önümüze serilen “iyi, mübarek, faydalı, organik…” neler varsa arka planında “insanın sömürülmesi” söz konusu oluyor. Elimizi uzattığınız market tereğindeki üründen sokakta gördüğümüz arabanın markasına, arkadaşımızın ayağındaki ayakkabıdan rüyalarımıza kadar reklam mit’inin gayri safi ekonomisi oluyoruz ve kısaca “mal” halini alıyoruz.

Bize tuvalet dayatması yapanlar hemen akabinde “fiş” ile tuvaletin kapısında bekleyenler ise ortada kocaman soru işaretleri ve Murat Menteş’in “Ruhi Mücerret”te ele alabileceği derinlikte ve kokuda işler var demektir.

Ama hakikat öyle sevgili doktor. Baksana hangi reklam masum? Hangi “mal” bizden daha “mal” doktor?

Sen kanaat dedikçe reklamlar “tüket” çığlığında. Tükettikçe mutluluk ufka kaçan bir serap. Zokayı yutan bizler. Gittikçe büyüyen yama, tükenmeyen “liste”ler, asık suratlar…

– Reklamlar bitse kapitalizm ne olur doktor?
– İyi olur evlat, acayip iyi olur…
– Ve…
– Reklam – tüketim – satış – pazar – kar zinciri olmadan kapitalizm olmaz evlat. Sen burada nerede durduğuna bak.

Ev telefonu zır zır:

– Şöyle kampanyamız var…

Cep çalıyor zırıl zırıl:

– Müjde tatil…

Bilbordlar:

– Bedava, sağlıklı…

Radyolar, televizyonlar:

– İşte hayat…

Tükettim ve mutlu oldum diyeni bulursam bıyıklarımı keseceğim sevgili Doktor. Şimdi müsaade edersen “gelen mesajlar”dan itina ile seçtiklerime kallavi geri dönüşüm yapacağım.

, ,

Yorum Yaz