Rol yapamam ki

Per, Eki 6, 2011

Hâmiş

Film icabı nedir bilmem? Rol yapamam. Sırf bu sebeple bana rolsüz roller verdiler. Dimdik durdum. Dizlerimin üstünde bile. Sözlerimle dimdik durdum. Dışlanırken de. İnsanların işlerine gelmeyen yanlarının ukala, tavizsiz, ekşi suratlı birisi tarafından durmadan suratlarına söylenmesi elbet hoş görülecek bir hadise değildir. Alışmak lazım. Birilerinin bu kirli, bu deşifre edici, bu hor görücü vazifeyi canhıraş bir şekilde yerine getirmesi, modern dünyanın pas büyütmüş dişlilerine yağ değdirmesi gerekir. Bir kör civata yüzünden el kaldırdığımız bir otobüs durmayabilir; son dakikalarına merakla yuvarlandığımız bir maç kısa devre olan şebekede çakan bir kaç kıvılcım ile karanlığa gömülebilir; çocuklar yetisiz ve kelimesiz büyüyebilir ve Hamza asla rüyalarına giremez.

Ben rol yapamam. Söz kucağa düşer. El ele bakar. Çocuklar kör dünyaya dair keder masallarına sarkıtılmadan hu derim de geçerim. Duyuran O’dur, Söyleten O.

Rivayete göre Keykubat, oğlu Nuşirevan’ı yedi yaşına geldiğinde ilim irfan öğrenmesi için, İbrahim(a.s) dinine mensup olan, Hoca-i Dânâ’ya teslim eder. Hoca-i Dânâ başka diyarlardan gelip Keykubat’ın rüyasına getirdiği yorumla ve verdiği hükümlerle kendisinin güvenini kazanmış, onunla birlikte yaşamaya devam etmiş olan âlim bir şahsiyettir. Hoca-i Dânâ, sahip olduğu ilim ve hikmetten hareketle, babası Keykubat’ın da görevlendirmesiyle, Nuşirevan’ı padişah olduğunda adaletle hükmetmesi için itinayla yetiştirir. Nuşirevan, tahta çıkmadan önce babası tarafından ilk sınandığında çok müşkül bir olayı öylesine zekice yorumlayıp çözüme kavuşturur ki herkesi kendisine hayran bırakır. Bu sınanışta, olay karşısında izlediği yol ve yöntem, Hoca-i Dânâ’dan dinlemiş olduğu Süleyman(a.s)’dan gelen Hz. Davud’un da izlediği yol ve yöntem biçimidir.

Keykubat, ölürken oğlunu Hoca-i Dânâ’ya, hocayı ise oğluna, devletinin sermayesi olarak emanet bırakır. Nuşirevan’ın hayatında kendisini her zaman adaletle hükmetmeye sevk eden bir hoca olmasına karşın hileleriyle kendini bazı zamanlarda ayartmayı başarmış olan bir başka kahraman, ama kötü olanından, Buhtın da vardır. Neyse ki Nuşirevan, babasının “devletimin sermayesi” dediği hocasını bırakmaz hoca da babadan kendisine emanet olan oğlu bırakmaz. Nuşirevan, ne vakit Buhtın’ın hilelerinden muzdarip olsa, dönüp çareyi hocayı dinlemekte bulur.

Dünya Buhtın dolu.
Kim söyleyecek çocuklara Hamza’yı? Masallardan, efsanelerden, kıssalardan, hikayelerden Hamza sokağımıza, defterimiz arasına, duamıza nasıl taşacak? Hoca-i Dânâ halkasına ne zaman alacak modernizmin çocuklarını. Bir taraftan başlamak gerek. Bir taraftan siyahı beyazla bertaraf etmek, bir çocuğun başını okşamak gerek. Acilen. Birden büyüyen çocuklar için, birden… Rol yapamam. Elim ayağım ayrığa batar, çirkefe bulanır. Doğrusuz doğru bilmem ki komiserim.

Yorum Yaz