Sevdanın Saf Yürekleri

Çar, Eki 22, 2014

Dün'ler

Herhangi akşam gibi çöküyor karanlık. Bir sigaranın dumanı kadar boş içi şehrin. Şehrin, şehirlilerce kutsanmış mabetleri ecinnilerce istila ediliyor.

Lanet olsunlarla kapanıyor telefonlar.

Kahretsinle savruluyor tepikler yaşananların ardı sıra.

Mutsuz ve amaçsız insanlar dolduruyor trafik lambalarının kırmızısını. Aylardan ekim, buhran; kasım, çığırtkan; aralık, şeb-i yeldâ.

Mevsimler mutlu etmiyor kitleleri.

Günün herhangi bir vakti dahi PVC’li pencerelerin yalıtımına sıkışıp yüreklere ulaşamıyor.

Fiiller olumsuzluk ekleriyle taçlanıyor; değil üzerine çatılıyor karşılıksız cümleler.

Kıyılara yanaşan gemilerden inen efkâr

Neşeyle uçuşan kuşlar nostalji. Hem kim anlıyor artık bir kuşun neşeyle mi hüzünle mi uçtuğunu?

Yollarda, kaldırımlarda yani kapımız ardında sersefil ölenler: Açlık.

Nükleer sızıntılar…

Bilbordlarda “hiç bitmeyecek ömürler pazarlanıyor”

Şarkıların da kralı, “Batsın bu dünya.”

—- —- —-

Kimi insanlara yağmaz jalesi 21. asrın.

Kimi insanlar, reklamların çerçevelediği dünyadan sıçrayıp taşar gerçeğe. Çimlerde yalınayak yürürler; saçlarında bahara yakışan meltem, yürekleri muhabbet; şükür, dua…

Kimi insanlar, belgisizliğini atar sıfatların kaleme layık, söze müttakî…

Kimi insanlar, göklerin kapılarından haberdar, “omuz başlarını denetleyen defterlerden yalnız sağdaki kalsın” tavsiyesine teslim, “kalem yazsın yazsın, küheylan bir aşık ol” iksirini yudum yudum içerler.

Marşları vardır kimi insanların modern çağa başkaldıran, modern çağı taştan taşa çalan.

Kimi insanların acıları vardır bütün insanlık adına çektikleri.

Kimi insanların dostları vardır; bâkî dostlukları vardır. Gayba iman ederler; gıyaben severler birbirlerini. Allah için severler ve Allah, ateşleri suya tebdil eder, muhabbeti ziyade eyler; güçsüzlere, zayıflara kalkan kılar; ölümleri ölümsüzleştirir, korkuları bitirir.

Sevdanın saf yürekleridir onlar.

Muştu taşırlar sütbeyaz güvercinlerin kanatlarında solmayan baharlardan.

İki denizin birbirine karışmadığı gibi, moderne karışmazlar…

Yücelerden yüce bir yol var onlara. O insanlar, Peygamber iklimine hasret; O’na layık ümmettir.

Yorum Yaz