Tarih ve şahitlik

Sal, Tem 3, 2012

Hüzün Alanı

Yaşananlar tarihse eğer durmadan “tarihe şahidlik” ediyoruz.
Gündem deliriyor; birbiri ardınca hadiseler vuku buluyor; biteviye yazılıyor tarih, biteviye şahid oluyoruz yaşananlara.

Tahrir meydanı milyonları ağırlıyor. Ekranlar anbean insan seliyle dolu. Ellerimizde kumanda.
“Vay be” çekiyoruz kalabalıklara.

“Şerefsiz Esed” diyoruz her gün bir yenisini gördüğümüz katliam karşısında.
Düşürülen uçağımız için sınırdaki yığınağa endişeyle bakıyoruz.
Bir kez daha “Hain” saldırı ve bir kez daha “şehid” haberleri ile dudağımızı ısırıyoruz; yumruğumuzu sıkıyoruz.
Daha yeni tamamlanan bir yolun bakıma alındığını düştüğümüz konvoyda öğreniyoruz.
Siyasi büyüklerimiz “beyaz” diye ayak vururken yere “siyah” da olabilir demeye başlıyor kayıpların, yenilgilerin, haksızlıkların, iflasların akabinde.
Şike davasından ceza alanların kahramanca tahliyesine bakıyoruz “Son Dakika” vurguları altında.
Gündem yoğun ve şahidiz.

Durmadan şahid oluyoruz.

Birden soğuyan havalara şahidliğimiz gibi.
Hangi gazeteyi açsak, hangi habere kulak versek “gündem”
Peş peşe patlayan bombalar gibi gündem.

Kucağımızda.

Sonra.

Sonrası şu: Yeni gündem mevzularımız sırada bekliyor. Her bir sıradaki meşgalemiz bir öncekini hızla geriye gönderiyor. Çok kısa bir sürede bir bakıyorsun ki küçük dilini yutmaya kalkıştığın mesele “tarih” olmuş.

Müsaadeniz olursa ağzımı bozmak istiyorum.

Yorum Yaz