Tarihe Dokunmak

Pts, Kas 20, 2017

Dün'ler

Tarihi kıymeti olan bir eseri tarihe dokunmak diye düşünüyorum. Tarihe dokununca tarihi bir damar akmaya başlıyor; asfalt caddelerden, taş kaldırımlardan, motor gürültülerinden bir anda sıyrılıyor munis bir sevecenlikle bakıyorum geçmişe. Başka bir boyuta taşıyor tarih beni.

***

Tarihi şehirlerin havasını solumak ne kadar bahtiyarlıksa tarihin tahrip edilişine şahitlik etmek o kadar acı verici.

***

Tarihin koynundan fışkıran ağaçlar dahi uçsuz bucaksız göklere bir başka aşkla uzanıyor. Bu toprakların göğünden alaturka zamanların nefesini kesmemek gerekir. Eskiden olduğu gibi kendi ağaçlarımızla uzanmalıyız göklere. Kuleler, gökdelenler, kıtalar arasında köprüler ile değil soylu ve şanlı ağaçlarla uzanmalı.

***

Bu binada 5 sene ders anlattım. Kayseri Lisesinin tarihi binası. Ne zaman bu kapıdan içeri girsem 1920’li yıllardan uzanan resmiyle Faruk Nafiz’i hatırlarım. Han Duvarları şairi ile aynı mekanı solumuş olmanın keyfini yaşadım yıllarca. Yüksek tavan, ahşap zemin, aşınmış merdivenler, genze dolan geçmiş, gönle üşüşen nice hatırlar… Bu tarihi bina haricinde B ve C bloklar vardı o zamanlar. Bildik mimarisi ile sıradan bloklardı. Mesela B bloktan çıkıp A blokta derse girdiğim zaman sanki Cumhuriyetten Osmanlıya, Selçukluya geçerdim. Tarih damarımda kan olup akardı.

***

Ahmet Haşim’in “Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.” ifadesi Müslüman Saati ile alakalı nefis tespittir. Biliriz ki bize ait olmayan ne varsa aşı tutmayan yara gibi durmaktadır bedenimizde. Bedenimizde yani tarihimizde, idrakimizde, coğrafyamızda, kalbimizde…

Yorum Yaz