Taşralıyız

Sal, Eyl 22, 2009

Üzgünlük Bildirisi

Lalenin 16. asırda Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ndeki büyükelçisi “Ogier Ghiseli de Busbeca” tarafından Avrupa’ya götürülerek tanıtıldığı kabul edilmektedir.

Özellikle Hollanda’da sevilen ve yeni türleri yetiştirilen lale yine bir Avusturya büyükelçisi olan Schimitt Horn tarafından Türkiye’ye getirilmiş, böylece İstanbul’da yeni bir zevk başlamıştır.

Lale Devri.

Edebiyatımızda Lale, başka ülkeden geldiği için, yani “taşralı” olduğu için edep erkan bilmez bir zavallıdır. Bu yüzden gülün meclisine sokulmaz.

Taşradan geldi, çemen sahnına biçare durur
Devr-i gül sohbetine laleyi iletmediler ( Necati)

Ey sevgili, lale kadar kıymetimiz dahi yoktur yanında ki esamemiz kuru bir yaprak gibi meclisinin bir o köşesinden bir köşesine salınıp durmaktadır, kendisini paramparça etmektedir de lütuf ve şifa olası gözlerle dahi bir süzüp geçmemektesin.

Mekanından sökülüp uzak diyarlara gidip gelince mi kıymetimiz olsa gerektir?

Yorum Yaz