Teferruatlarla doluyuz

Sal, Ara 1, 2009

Şehir

Evhamlarla dolu ilginç bir varlık insanoğlu. Melek olmak için âbid; şeytan olmak için âsi. İkisi arası olmak için: insan.

Teferruatlarla doluyuz. Hiçbir işe yaramayan, saçma teferruatlar. Belki hayatın kendisi teferruatlar. Yoğun bir iş gününün akşamı, harab ve bîtâb, düşeriz eve. Yemekten sonra televizyonun karşısında geçirilen birkaç saat, dinlenmenin aksine, yorgunluğumuza yorgunluk katar. Uykumuz gelir ve yatak. Aslında uyku da bir yorgunluk. Çoğunluk, uyku değil, saat sendromu ve yorgunluk taşır yatağa bizi. Deliksiz uyku. Sabah sil baştan. Süregelen aynı koşuşturmaca.

Gölgesiz bir dünyada yaşıyoruz. Odamızı, florasanlar aydınlatıyor. Özelliği, gölgeleri dahi minimuma indirmesi. Gece, sokaklarımız ışıl ışıl. İş yorgunluğundan sokakları da unutur olduk ya! Karanlık eşittir korku. Korku ise imandan bir şube. Korkuyu bilmeyen insan, hangi duygularla Allah’tan korkacak?

Ve elbet sevmeyen?

Vazife: Tabiatı keşif. İnsan, kendini bulmalı. Kendini bulan ise, Allah’ı. Önce parke taşlı yollarda, sonra asfalt ve betonarme gölgeler arasında kaybolduk. “Gül Yetiştiren Adam” olmak için tabiat. Kur’an’ın mesellerini anlayabilmek için tabiat… Az da olsa sürekli amel; çok ve süresiz tefekkür. Vazgeçilmez iki şiar… Öyleyse bismillah taşa, ağaca, güneşe, suya…

,

Yorum Yaz