Ve Dağ

Cts, Kas 28, 2009

Kuyu

İnsanoğlu için dağlar, dehşetengiz varlıklar olmaya devam ediyor. Tarih boyunca bu taaccüb, bu tecessüs damarlarındaki deli kanlara eşlik ederek esrarını öğrenmeye çalıştılar. Dağların zirvesine ulaşmakla insan, bir galibiyet yanılgısına düştü. Zirveleri zirveler izledi, haşmeti haşmet… Yüksek güçlerin şatoları olarak adlandırılan dağlar, Edward Whymper’in kelimeleriyle: “İnsanın doğayı yenme çabalarının önüne dikilen engeller” diye müşahhaslaştırıldı. Her dağ kutsaldır: Himalayalar, Everest, Godwin, Fujiyama, Olympos, Sînâ, Ağrı, Erciyes… Her birinin bir efsanesi, manevi bir değeri vardır. Tabiî dağların bulunmadığı yerlerde ise insanoğlu sun’î dağlar oluşturdu. Piramitler, Babil Kulesi… Bilinen en eski piramitlerden olan Zoser piramidi için: “Onun (Kral) için göğe çıkabilmesi amacıyla merdiven yapıldı” denilmektedir. Göğe ulaşabilmek; göğün derinliklerindeki “cennet” ideasına varabilmek her dönemim vazgeçilmez idolü olmuştur. Günümüz insanı ise tabiat ile bağlarını koparalı çok süre olmasa da ne bulutlar gibi yürütülüp yeryüzünün dengesini sağlayan dağlarla ne de dağlar büyüklüğündeki dalgalar ve esrarlı gökyüzü ile ilişkisini kesmiş haldedir. Otobanların, yüksek gökdelenlerin, metroların, şehir kargaşasının içinde kalan insanoğlu için tabiat, arada bir tahminlerden fazla yağan yağmur ve kar, okyanuslarda kopup gelen dev rüzgarlar, Rihter ölçeği ile bilmem kaç şiddetindeki deprem olarak kalmış, bunun dışına çıkılamamıştır. Herkesin, daim bir şeylerle meşgul olduğu bir asırda, dağlar kimin umurunda ola ki?

(Resûlüm) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.” (Tâhâ: 105)

Belki o gün bütün tabiat gibi Allah’ı zikredip vazifesini tamamlayan dağların yürütüldüğünü; yeryüzü ile sarsılan dağların akıp giden kum yığınlarına döndüğünü; Allah’ın emanetini yüklenmekten çekinen dağların zalim ve cahil insanlar için nice ibretler taşıdığı anlaşılacaktır. Ve fakat o gün, hakikaten çok geç bir vakittir.

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.” (İsrâ: 37)

, , ,

Yorum Yaz