Yaşayamayışlar

Paz, Ara 20, 2009

Şehir

Eski kültürün kendisine ait izdüşümleri vardır. Kendine ait bir yapılanma, kendine has bir yöneliş. Mesela eski Türk şehirlerinde, şehir planının temelini arazinin yapısı belirlemektedir. Esas olan doğaya şekil vermek değil, onunla bütünleşmek, onun bir parçası olmak, onu tamamlamaktır. Uyum diyoruz kısaca. Zorlamadan, sırıtmayan bir uyum. Safranbolu evleri gibi mesela. Asla birbirinin önüne geçmeyen evler.

Eski Türk evlerinden uzaklaşalı asırlar oldu.

Şimdi modern zamanların nakıs ve güdük mimarisi içerisinde, kendi çıkmazlarımızla, kendi yokuşlarımızla yaşamaya çalışıyoruz. Kutularda tv izliyor, balkonlarda fesleğen yetiştiriyoruz. Komşularımızın ismini aidat listesinden biliyor, asansörde hep yabancılarla seyahat ediyoruz. Çöplerin yanına poşet poşet ekmek koyuyoruz. Havamıza karbondioksit enjekte ediyor, nefes alanlarımızı elbirliği ile daraltıyoruz. Sentetik üzerinde kibar yerlerimiz.

Şehirli yanımızla kelimiz daha hızlı yayılıyor dünyaya.

Annelerimiz kuru ekmeklerle ne yapacaklarını biliridi.

Oturma odalarımızda soba olur, üzerinde güğümle daim sıcak su bulunurdu. Sobanın üzerinin boş kalması çok ayıplanacak bir yanlışlıktı bir zamanlar. O sıcak su ile çamaşırdan bulaşığa, abdestten yemeğe kadar bir çok alanda istifade edilirdi. Bir demlikte ıhlamur, borularda çamaşırlıklar… Sobasız evlerdeyiz ve fakat mesela tüp giderlerimiz çok fazla. Herşeye tüp harcıyoruz. Güğümsüzüz. Soba yanar, güğüm kaynar ve rutubet yayılırdı odalarımıza. Şimdi buhar makineleri alıp kaloriferin kuruttuğu havayı nemlendiriyoruz. Evlerimiz tasarruf değil, tüketim üzerine kurulu. Ve biz gol üstüne gol atıyoruz kendi kalemize.

Bir çöp “belki gerek olur” diye saklanırdı.

Bir dünya ısrafın tanımına uğramadan gidiyor.

Hey rahmetliler. Bizi bir görseniz.

, ,

2 Responses to “Yaşayamayışlar”

  1. nur zelal Diyor ki:

    Böyle hayıflanmalarımızı duyan yeni nesil bizi”romantik”olmakla suçluyor. Kalorifer sadece havamızı değil sanki içimizi de kuruttu.
    Evet israf ettiklerimiz boyumuzu aştı, hanemizden bereketi aldı.
    Sokağımızdaki insan yüzleri tanımsız, ifadesiz. Selamsız sabahsız geçiyor bazen koca bir gün.
    Mahallemiz yok artık …. nolu sokaklarımız var,muhabbete çıkmıyorlar.
    Apartmanlarımızın kapıları boşluğa kapanıyor,evlerimizinki içimize.
    En vahimi,çocuklar kocaman ve geniş aile olmanın ne’liğinden haberdar olmadan büyüyorlar.

    Hiç olmazsa bunu canlı tutabilsek içlerinde, “insan azmanı”olmalarının önüne geçebilsek keşke.

    Olsun, umut hep bâki. Değil mi ki hala dertlendiğimiz bir şeyler var akışa karşı ,kurtarılacak taraflarımız da var demektir.

    Cevapla

  2. Kâni Çınar Diyor ki:

    Romantik olmak suç. Kabul ayaklarımız pek de sağlam basmıyor yere. Yani bir misafir edasıyla yaşamaya devam ediyoruz arzda. Bu mühim. Şehirleşeceğiz, anlaşılmayacağız ve çokça anlamayacağız. Dünya dedikleri bu olsa gerek. Bereket ve israf ve tedbir ve… Naçar, elden gidenlere dikkat çekmek kalacak bize. Olsun, Umut hep baki….

    Selamlar efendim

    Cevapla


Yorum Yaz