Yaz Yazıya Bakar

Sal, Nis 19, 2011

Puslu Kıtalar

Bahar altındayız.
Birden şekl ü şemali değişiyor yerin, huy u suyu hoşlaşıyor havanın. Toprak kabarıyor; güneş ısıtıyor; gök daha mavi bakıyor. Yürek cemreleri beklemeden patlamıştı bahara. Baharı ummadan koşuyor yaz. Yürek ikisini bir nasıl taşısın?

Leylak yârân.
Uç veren dal aşka yürüyor, kalbe hu diyor.
Bir bir kayıyor yıldızlar ılduz zamanlarına.

Önce genç olacağım şaşkın kösü toprağı teptiği zaman. Uzun zaman akacak gözlerimden yakın genç olacağım. Elimi ısıracağım aynalar karşısında. Yaz yakısı, gök susuşu, kış sarışı ile cünun övüp cünun kokacağım. Hiç koklamadım, aşk nasıl kokar, bilmem; cünun zamanı nasıl dua edilir duymadım. Ama biliyorum önce genç resimlerimde açacak çiçek ve malihülya.
Yaz yazıya kayacak.
Aşk dağa.

Yine sonra “Sarayda da kuyuda da aziz olan Yusuf…” harf kuşanıp kalbe akacak.

Kalb güne omuz yaslıyor.
Savurup geçiyor rüzigâr
Çarşaf çarşaf ölü.

Hep böyle olmuştur diyor karınca. Uzun cümleler düşüyor kısa gölgeler üstüne. Şaşkın tamlamalar. Tamamlanmasız ıslaklığımız. Seğriyen yanımız.
Şaş-ı-kın-ız.
Eğri büğrü ülfet. Kırağısız kahır. Yassız karaltımız. Sus makamıyız.
Şan-sın-ız.

Alna düşen secde şavkı kurtarmazsa
Vay bize, vaylar bize…

“Allahım!
Kahrından lütfuna sığınırım
Beladan afiyetine sığınırım
Senden sana sığınırım
Ben seni senin layık olduğun gibi övemem
Sen ancak kendi nefsini övdüğün gibisin. Ben övemem…”

,

Yorum Yaz