Yollardakiler

Sal, Haz 1, 2010

Kuyu

Şiddetini kaybetmiş öfkemizle çıkarız yollara.
Elimizde varsa bir bardak su, yarısı hak hukuk meselesidir; göz hakkıdır, can hakkıdır.
Zalim değiliz ki elimiz kolumuz bağlansın.
Zalim değiliz ki attığımız adımımızdan utanalım.
Zalim değiliz ki.

“Demek ki benim sivil dayanılmaz bir yüreğim var” bizi alır hep uzaklara götürür. En güçlü silahtır sivil itaatsizlik ve dostlarınıza hep kavi, hep ümidvar, hep imani tebessümler göndermenizi mümkün kılar. Heyecan akar damarlarınızdan, aşk akar da bugün Gazze yarın başka bir diyar için seyr ü sefer kıldığınızda sivil itaatsizlikle nice bağra basılırsınız.

Sivil itaatsizsek kim der zalim olduğunuzu?

Gazze binlerce yüreğin göklerden ağdığı muhabbete muşahhas koku olmuştur. Yola koyulanlar vazifesini hakkıyla yerine getirmişler, ellerindeki “insani yardım”a yüzlerindeki tebessümü, kalblerindeki sevgiyi, geminin her yanına sirayet etmiş “vicdan”ı katarak dünyaya bir ayna tutmuşlardır. Giden gitmeyen, duyan duymayan, bilen bilmeyen, gören görmeyen… Kendisine mümtaz bir yer seçiyor aynada.

Varsa.

Öfkesini kaybetmiş yüreklerimizle çıkarız yollara.

Yollar vicdana çıkar. Yollar duaya ve ümide çıkar. Yollar kalbin mutmain çırpınışlarına çıkar. Biz yollara çıkarız.

Hakan Albayrak heyecanına Ebu Bekir Kurban teslimiyeti katarız da Ömer Karaoğlu ezgileri gibi sustuğumuza şahid olur martılar. Biz şehidlere şahid oluruz. Bu kârlı alışverişin neresinde durduğumuza bakar da hayran ve hayret ile yıkanırız baştan aşağı.

“Kardeşlerim” deriz görünene görünmeyene, bilinene bilinmeyene… İlla kardeş biliriz bir safta omzumuza dokunan eli…

Hesabın altını çizeriz bir gün. Silaha sivil itaatsizlik, öfkeye tebessüm, küfre iman… Aynada kalan akse selam ederiz.

Binlerce kez…

Selam…

, ,

Yorum Yaz