Zamirli yalnızlık

Paz, May 22, 2016

Okurken

Zamirli yalnızlıkla eğleşiyor Mayıs.
Olağanüstü kongreler, tartışmalar, sistemler, şehidler, kaos, komplo…
Mayıs hır gürle geçiyor.
En iyisi satırlara dönmek diyor derin bir ses.
Ses diyor:

Hani diyor ya Haşim: “Bir dahinin dehasını çalabilen esasen dahidir.”
Ne Mayısa dahi geliyor ne deha büyüyor güneş altında.
Tamam Ahmet Haşim bir intihalle ilgili söylüyor bu kallavi sözü. Belki mazur göstermek arzusu yakıp kavuruyor üstadı. Belki o mahcup belki o hülyalı belki o melankolik şair gidip gelmeler yaşıyor edebiyat dünyasında. Ne idiyse o zamanlarda kaldı ve bu mayıs hakikat çeşmelerinden uzak kaldığımız yoğunlukla geçiyor.

Dehayı kendine yakışan bir elbise kılan Üstad, uzun bir yolculuk ve merak cenderesi içerisinde Paris’e bakarken: “Baştan başa uyuz fare renginde bir şehirdir.” vecizesini nakşediyor Eysel soğukluğuna.

Haşim’e cevap mıdır bilinmez Hoca Tahsin Efendi satırlardan hemen ses veriyor: “Aleme gelmiş sayılmaz gelmeyenler Paris’e.”

Hayda.

Belki denize düşerim
Hayalden söze düşerim
Hercai menekşe renklerim..
.”

Haşim’le kalsın şehir. Şehre yağmur yağıyor. Kırlara, dağlara, yalnızlara, göklere, denizlere yağıyor yağmur. Yağmur 2016 mayısının yetimlerine, muhacirlerine yağıyor. Haşim eğleşsin sembolizmin dudaklarında. Mustafa Kutlu ile çıkalım Yağmura. Damla. Damla.

Göksel şölenden zamirli yalnızlığa.

Yorum Yaz