Işığımız Karanlık

Sal, Kas 1, 2011

Hâmiş

Bizi yakalarımızdan tutacak, hırpalayacak sert ve illa “insana” dair metinlere ihtiyacımız var: Kendimize, “benim için nedir, ne anlam ifade ediyor” veya “ne kadar ben varım” ile yüzleşmemiz gerekir metinlerde. Şehrin ta öte ucundan koşarak gelen adamlar bize ne diyecek, hangi gözle bakacak? Toprağın uzağı cezalardan en şiddetlisi… Toprak tevazu, toprak hâl… Topraktan ne kadar uzaklaşıyoruz, modern adına nakıs yönlerimiz bir bir saçılıyor ortalığa. Baktığımız gök ise de gördüğüm gök olmaktan çıkıyor biz topraktan uzaklaştıkça. Gece ne yıldızımız var ne karanlığımız. “Kendi” yani “insani” meziyetler olmadan insan nasıl olunacak? Sentetik haplar içiyoruz, sentetik kanepelerde oturuyoruz, sendetik hava soluyoruz… Işığımız hep karanlık…

Yorum Yaz